15 Aralık 2009 Salı

NE GÜZEL CAHİLDİK.




Dışarıda kar... Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki.
Kuzinenin üzerinde demir maşa...Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri. Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu...
Sucuk lükstü. Yumurta lezzetli. Ekmek her zaman ekmek gibi...
Bir kez olsun kümesten yumurta almamış, bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında, boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar için ben ne kadar yaşlıyım...

Dışarıda kar... İçeride kanaat ve huzur...

Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı.
Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç !
Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer, kokusuna râm olurduk. Kestane közlemek bütün bir gecenin mutluluğuydu. Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar...
Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici bir masal dünyası...

Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi? Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı.

Çay da kokardı... Domates de...

Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.
Dışarıda kar... İçeride huzur...
Zam endişesi, doğal gazın kesilme korkusu, yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi yoktu...

Ergenekon tertipleri, çarşaf açılımı, kürt açılımı, ermeni açılımı yoktu. Hiç kimse ''hepimiz Hırant'ız, hepimiz Ermeniyiz'' demiyordu. Hepimiz TÜRK'dük!.......
Ne güzel cahildik. Mutluluğun resmini çiziyorduk...

6 yorum:

newbahar dedi ki...

Yaşadığım eski bir zamanın resmini çiziyorsun tuvalime...
Kuzinenin sıcaklığı kadar sımsıcak ama sönmüş bir hikaye!!!
Portakal kokusu kadar yanık ama unutulmuş bir hikaye!!
Ve biz bu hikayeyi iyi biliriz ve iyi bildiğimizden olsa gerek o kadar yaşlıyız. Aynen dediğin gibi sevgili gordion.
İnan bu hikaye üzerine uzun uzun yazası geliyor Newbaharın.

Sevgiler

suskunbiradam dedi ki...

Defalarca okudum. Anlamadığımdan değil sevgili arkadaşım; doyamadığımdan. O anları tekrar tekrar yaşamak istediğimden...

Ne kadar güzel cahillerdik değil mi?

Dört bir yan bu ülkenin havasını solurduk ve bu ülkeyi severdik. Satılmış bir kaç kişinin çıkardığı olaylar dışında.

Ve en önemlisi Atatürk'ün dediği gibi; ne kadar mutluyduk... Türk idik hepimiz...

gordion960 dedi ki...

sevgili arkadaşlarım, bu yazı email olarak geldi bana ama,,, tam da benim yazmak istediğim güzel bir yazı olduğundan hemen yayınladım.İçinde bizlerden ne çok şeyler var...evet nevbahar sen bundan destan çıkarırsın yaz lütfen sevgiler yolluyorum teşekkürler.

jadore dedi ki...

Yazınızı okuyunca gerçekten de yaşlanmışım demek ki dedim.
Portakal kabuğunun keskin kokusunu duyar gibiyim.
Sobanın üstünde çıtır çıtır pişen kestaneler ya da fokur fokur kaynayan ıhlamurun kokusu.. Şimdi düşündüm de onu da iyice kaynatırdık, rengi kıpkırmızı olurdu. 3-5 dk lık bardağa at demle usulü değildi. Cahillik işte :)
Cahil miydik, şimdi çok şey gördüğünü bildiğini sananlardan daha mı cahildik?
Eskilere yolculuk yaptırdığınız, açılımı saçılımı bir an için unutturduğunuz ve en önemlisi hepimiz Türk idik, bunu hatırlattığınız için teşekkürler...

Sevgiler...

gordion960 dedi ki...

sevgili jadore, evet yaşlanıyoruz ama heybemizde güzel anılar var yeni nesil çoğunu bilmez bu tadların böyle cahil kalmaya hiç itirazım yok kendi adıma:)) sevgiler arkadaşım.

Hamiyet Akan dedi ki...

Merhaba sevgili arkadaşım, son günlerde ne sizlere ne kendime zaman ayırabiliyorum bu nedenle de sana hoş geldine bile gelmedim affet. Yeni blogun hayırlı olsun ve dilerim her daim hayatın huzur dolsun. Sevgi ve selam ile...

Yorum Gönder